Fikriyat
Milli hastalığımız: Tembellikle övünmek

Milli hastalığımız: Tembellikle övünmek

Uzun bir zamandır çevremi hem reel hem de sanal ortamlarda gözlemleyerek toplum olarak “tembellik, boşvermişlik” alışkanlıklarımızı düşünüyorum. Etrafımıza baktığımızda, çevremizdeki çalışan, çalışmayan, iş sahibi ya da değil hangi insanı gözlemlesek başlıkta yazdığım durumu görebiliyoruz. Tembel olmakla övünüyoruz. Biz bir asra yakın bir süre kendinden uzaklaştırılmış, ne oralı ne buralı, ne dayanağı bırakılmış, ne de dokunulmadık bir değeri kalmış bir milletiz. Korkutulmuş ve sindirilmiş, aşağılık kompleksine sokulmuş bir milletin, büyüklerinin “oğlum/kızım devlet işine gir, sigortan olsun, sabit paran olsun. Çok çalışmazsın rahat olursun. E mi evladım ?”  şeklinde öğüt vermesi de normaldir. Çünkü o kapı boş beleş yatma kapısıdır. Ürün geliştirme, araştırma geliştirme yapma kapısı değildir. Ana, babada bunu bilir. Bir de bu ana babanın geçmişte memleketinde çekmiş olduğu çile ve sıkıntılar vardır. Tüm bunlar; bu ve benzeri nasihatları doğurur. -Daha yazının başındayız. “İstisnalar kaideyi bozmaz.” diyerek devam ediyorum.-

 

Üzerimizde ki bu “tembel olmak ile övünmek” vaziyetinin bir yerde “aşağılık kompleksine girmiş olmak” ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Çünkü toplumumuzun genelinde “yeaaa bak adamlar neler yapıyor. Biz yapamayız. Bizden olmaz, olmaz. Breh… breh.. breh…” gibi serzenişlerde yükseliyor. Ya da daha modernce “kanka baksana yeaa süper değil mi? Nasıl yapmışlar oluumm? Biz beceremeyiz be kanka?” gibi arkadaş sohbetinde cümleler kuruluyor.

Bu cümleleri kuranlar bizleriz. Ama gel gelelim ki gerçekten özen ve önem gerektiren, detaylı işler hasıl olduğunda geri duran, taşın altına elini atmayanlar da bizleriz. Sanırım : Mücadele etmeden, yorulmadan, terlemeden, inatla ve kararlıkla bir şeylerin peşinden gitmeden elde edeceğimiz sonucun basit olacağını bilmiyoruz.

Mücadele Etmek

Mücadele Etmek

Çağdaşlarıma baktığımda gördüğüm en bariz şey: Mücadele gerektiren şeylerden sürekli kaçınılması, kolay yoldan başarının hemen üzerine atlanırken; çaba, emek ve süreç isteyen her şeyden uzak durulması oluyor.

Sonra işin en acı yanı ise: Es-kaza diyelim ki kolay yoldan bir başarı -gelir,para,vasıf- elde edildi. İlk kurulan cümleler “Ben işimi biliyorum. Bak hemen oldu bitti. Kolayca.”  gibi cümleler oluyor. Devamında övünülen şey yine tembellik ederek bir şeyler elde edilmesi (bunları geçici, basit sonuçlar olduğu düşünülmeden) oluyor.

Üniversitede olanlar ya da mezun olanlar iyi bilir. Sınıflarda “yaa ben lisedeyken de çalışmazdım ama dersleri geçerdim.” geyiği çok olur. Ya da bu geyik direk üniversite dersleri içinde geçerlidir. (Bende bu geyikleri çok yaptım. Özellikle üniversite için.) Bazı arkadaşlar “Kanka bir gece çalıştım, hallettim. Dersi verdim. Ne çok çalışcam olum.” muhabbeti yaparlar. Bunu söylemenin arkasında çoğunlukla zeki olduğunu gösterme, kabul ettirme arzusu vardır.

Bu zihniyette olduğumuz sürece devam eden cümleler “Kanka adamlar yapıyor yeaaa!!! Biz yapamayız oluuumm…” şeklinde olacaktır. Lise ya da üniversitede dersleri az çalışarak ya da az çalıştığı ile övünerek geçen, başarılı olan arkadaşları itham etmiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Çünkü her şey ders ya da dersten alınan notlar değil. Dersleri ağır aksak yalnızca geçecek kadar çalışan nice arkadaşım oldu. Ve bu arkadaşlarım her biri farklı şekilde, farklı alanlarda uzmanlar ya da sürekli çalışarak, öğrenerek uzmanlaşıyorlar. Derdim bunu anlatmak. Yani tamam az çalışıp, üstün zekâlı olmanın verdiği güçle dersler geçilebilir. Ancak hayatta var olma mücadelesinde, dolu ve anlamlı bir yaşam için çok çalışmak tabir yerindeyse it gibi çalışmak gerekiyor.

İstediği, sevdiği, sahip olmayı arzuladığı şeylerde bile “tembellikle” yol arayarak işi bitirme, elde etme hevesinde durumuna yakınıyorum. Her şeyi isteyerek, severek yapmayız. Yapmak zorundayızdır, o dönem için bir basamak atlamak adına yapmamız gerekiyordur. Yaparız. Ancak bir de gerçekten istediğimiz hayatı, istediğimiz şeyleri elde etmek için yapmamız gerekenler vardır. Her şey tamam da bunlarda dahi “tembellikle övünerek” elde etme çabası neden?

Çalışarak, bir mücadele sonucu elde edilen zor ve anlamlı sonuçların verdiği mutluluk bir çok derdi geride bırakmaya yetiyor. Geçmişte o süreçte yaşanılan sıkıntılar; alınan anlamlı sonuç ile unutuluyor.

Bu yazıyı bigilendirici ve faydalı bulduysanız aşağıdaki sosyal medya butonları ile paylaşabilirsiniz. Ayrıca düşüncelerinizi ve katkılarınızı yorum alanı ile belirtmeniz benim için oldukça önemli ve değerlidir.

Share this Story
Load More By Karabulut

Facebook Yorumarı

2 Yorumlar


  1. ömer

    05/15/2015 at 14:43

    çok doğru tespitler,ne yazıkki memur olmak hala en büyük vasıflardan biri olarak görülüyor halkın gözünde,emeğinize sağlık umarım genç nesil dersler çıkarır,ben gereken dersi almaya çalışıyorum

    Cevapla

  2. Adem

    05/12/2016 at 19:24

    Güzel bir bilgi olmuş oldukça işime yaradı paylaşım için teşekkürler

    Cevapla

Bir Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Bunu da okuyabilirsin

Dijital Pazarlamada Kohort Analizi (Cohort)

Cohort kelimesinin malesef dilimizde sözcük olarak tam karşılığı bulunmuyor. ...