Fikriyat
Milli hastalığımız: Tembellikle övünmek

Milli hastalığımız: Tembellikle övünmek

Uzun bir zamandır çevremi hem reel hem de sanal ortamlarda gözlemleyerek toplum olarak “tembellik, boşvermişlik” alışkanlıklarımızı düşünüyorum. Etrafımıza baktığımızda, çevremizdeki çalışan, çalışmayan, iş sahibi ya da değil hangi insanı gözlemlesek başlıkta yazdığım durumu görebiliyoruz. Tembel olmakla övünüyoruz. Biz bir asra yakın bir süre kendinden uzaklaştırılmış, ne oralı ne buralı, ne dayanağı bırakılmış, ne de dokunulmadık bir değeri kalmış bir milletiz. Korkutulmuş ve sindirilmiş, aşağılık kompleksine sokulmuş bir milletin, büyüklerinin “oğlum/kızım devlet işine gir, sigortan olsun, sabit paran olsun. Çok çalışmazsın rahat olursun. E mi evladım ?”  şeklinde öğüt vermesi de normaldir. Çünkü o kapı boş beleş yatma kapısıdır. Ürün geliştirme, araştırma geliştirme yapma kapısı değildir. Ana, babada bunu bilir. Bir de bu ana babanın geçmişte memleketinde çekmiş olduğu çile ve sıkıntılar vardır. Tüm bunlar; bu ve benzeri nasihatları doğurur. -Daha yazının başındayız. “İstisnalar kaideyi bozmaz.” diyerek devam ediyorum.- Devamını oku