Karabulut’un not defteri

Düşünce

Bu insanlar neden Starbucks’ı tercih ediyor?

Bir Starbucks fanı olmadığımı söyleyerek başlayayım. Yazıyı yazmaya karar verme sürecim “Türkiye’de Starbucks mağazalarının diğer ülkelere oranla hızlı artışıyla” ilgili bir soruya verdiğim cevapla başladı. Bu yazıyı yazmamdaki temel amaç yerli kafe veya restoran benzeri markalarımızın, zincirlerimizin yetkililerinden birine rast gelmesi umududur. Yerli markalarımızın daha iyi olmasını can-ı gönülden istiyorum.

Ama bu isteğim yerli markalarımızı eleştirmeyeceğim anlamına gelmez. 🙂 Devamını Oku

Düşünce

Neden gönüllü olarak staj yapmalısınız?

Uzun bir aradan sonra yeniden blog yazmaya başlıyorum. Hoşgeldiniz. 🙂

Lise yıllarımdan üniversite son sınıfa kadar birçok şirkette, çeşitli konum ve işlerde stajlar yaptım. Üniversitenin son döneminde kendi şirketimi kurdum. O zamandan bugüne şirketimizde (Teknovol) onlarca öğrenci arkadaşımız staj yaptı. Bu stajlar yazılım, grafik tasarım, iletişim, reklam ve tanıtım ağırlıklı olarak gerçekleşti. Beş yıla yakın bu süreç içinde birçok farklı öğrenci arkadaşla birlikte iş yaptık, staj sürecini birlikte geçirdik. Her biriyle farklı süreçler, farklı tecrübeler yaşadık. Olumlu veya olumsuz süreçler geçirdik. Güzel ve kalıcı arkadaşlıklar geliştirdik. Kimi zamanda staj sonrası bir daha haber alamadık. Devamını Oku

Bilişim Dünyası, Düşünce, İnternet
İnternette Bilgi Doğrulama

Çok yönlü araştırma ve bilgi doğrulama

Artık öyle hızlı yaşıyoruz ki dakikalar içinde onlarca belki yüzlerce bilgiyi tüketebiliyoruz. Önümüzden bir dakika içinde yüzlerce bildirim, güncelleme, paylaşım, haber, video, görsel vs. akıp gidiyor. Bu duruma uzaktan baktığımızda bu denli bir bilgi bombardımanı aslında bizlerde farkında olmadan zihin yorgunluğuna (Ekşi’de güzel entryler girilmiş, tıklayıp bakabilirsiniz.) sebep oluyor. Zihin yorgunluğu ise bizi biraz daha tembel biraz daha aceleci ve biraz daha “kolay tahrik olabilir” bir ruh haline getiriyor. Beynimiz bu haldeyken düşünmek, karar vermek, önümüze düşen bilgiye objektif olarak bakıp değerlendirmek daha da zorlaşıyor. Hemen hepimiz internet kullanırken bu duruma az da olsa düşüyoruz. Kendimizi bu durumdayken toplumsal, güncel bir olay/akım ile karşılaşdığımızda doğrulama, teyit etme gibi kavramların sırası olmadığından, “zaman” kaybedeceğimizden aslında üşendiğimizden “kolay bir tahrik sonucu” bu akımın ya tarafında ya karşısında buluyoruz.

Bu yazıyı yazmamdaki amaç kendi tecrübelerimi ve uyguladığım yöntemleri de dahil ederek: “İnternet üzerinde bir bilginin yahut kaynağın çok yönlü olarak araştırması nasıl yapılır ve nasıl doğrulanır?” sorununa çözümler getirebilmektir.

Devamını Oku

Düşünce
Usta Çırak İlişkisi

Bizim nesil için usta çırak ilişkisi

“Bizim nesil” ‘i açıklığa kavuşturmak adına usta çırak ilişkisine geçmeden önce bazı bilgiler ve tanımlamalar vermem gerekiyor. M:Metrics araştırma şirketi vaktiyle kuşakları kategorilere ayıran bir araştırmaya imza attı. Bu araştırma sonucunda nesillere Y, Z ve M kuşakları isimlerini taktı. Her kuşağın kendine özgü özellikleri var. Dikkat çeken ise bu üç kuşağın dönem olarak ard arda gelmesine rağmen birbirinden çok farklı olmasıdır. Metrics’in araştırma raporlarına göre kuşakların kişisel özelliklerine bir bakalım:

Y Kuşağı : 1980 ve sonrası doğumlu olanlara deniliyor. Y kuşağı denmesinin sebebi ise her şeye evet diyen bir kuşak olmasından kaynaklanıyor. Generation YES! “Her şeye evet diyen, imkanı olduğunda ihtiyacı olmasa dahi her gördüğünü alan.” nesil olarak tanımlanıyor.

Z Kuşağı : Bizim kuşak! 20. Yüzyılın son on yılında doğanlara deniliyor. Bu kuşakta olanlar genel olarak sadakatsiz, tatminsiz, maymun iştahlı olarak tanımlanıyor. Aynı anda bir kaç iş yapacak ya da hiç iş yapmak istemeyecek, her an vazgeçme potansiyeline sahip, coğrafi sınır tanımayan, mücadeleden bihaber nesil olarak konumlandırılıyor. Allah belamızı vermiş!

M Kuşağı : Bu kuşak bizim neslin kendi içinde bölünmesi gibi düşünebiliriz. Daha çok 2000’lerin çocukları diyebiliriz. Yani tamamen dijital olarak büyüyen, dijital ile doğar doğmaz tanışan tehlikeli nesil!

Şimdi yazının asıl konusuna dönelim. Çeyrek asır olmasına bir yıl kalan hayatımda ortaokul, şimdi ki adıyla ilköğretimden bu yana bir şekilde bir çok yaz dönemini çalışarak geçirdim. İlk iş hayatım Malatya’da yaşadığımız dönemde “kendi paramı kazanıp kames top” almak için mahallenin pazarında cami çeşmesinden doldurduğum suyu satmakla başladı. Kames top deyip geçmeyin. O zamanların fiyat/performans açısından en iyi futbol topuydu. Neyse, neticede üç kuruş para kazandım ona da top almadım gittim meyve filan aldım. Geçti gitti. O dönem su işinde gelecek görmeyince bıraktım. Sonra yıl 2005 oldu ve su sektörü patladı. 🙂 İlk çıraklığım ise babamın yanında oldu. Evin her türlü tamir, tadilat, boya-badana işlerini yapan Reis‘in dirseğinin dibinde getir-götürle başladım. Kısa sürede ev boyanırken kapı kestirmesi alacak seviyeye geldim. Şahsi kanaatim bir çocuğun, gencin ilk ustasının babası olması yönündedir. İnsan mücadeleyi en iyi onu kayıtsız şartsız seven insandan öğrenir diye düşünüyorum.

Devamını Oku

Düşünce
Zaman senin hayatındır.

Zaman senin hayatındır.

Hep merak ettiğim ve felsefi görüşlerini okumak istediğim yaşadığı yüzyılın en etkili isimlerinden biri Gazâli‘nin sözü bu yazının başlığı oldu. Zaman senin hayatındır. Gazâli’nin bu felsefesine şuradaki hem eğlenceli hem de öğretici videoda rastladım. Yazının konusu “zaman”. Aslında hayatın da konusu zaman. Kim ya da nasıl olursak olalım, hepimizin hayatının en önemli konusu zaman. Dünya görüşümüz ne olursa olsun, dinimiz, rengimiz, mesleğimiz ne olursa olsun hepimiz için değişmeyen ana konu zaman.

Teknolojik olarak müthiş gelişmelere tanık olduğumuz çağımızda yeryüzünün en akıllı varlıkları insanlar olarak hemen hepimiz zamanının yetmediğinden şikayetçiyiz. Akıllı telefonlarımız, akıllı evler, fonksiyonel masalar, dolaplar, internet bankacılığı, e-devlet, arabalar, uçaklar vb. daha düzinesiyle hizmet ve araç aslında hayatımızı kolaylaştırmak ve bize zaman kazandırmak için varlar. Ama yine de zaman bize yetmiyor. İşlerimizi yetiştirmeye çalışırken zamandan şikayet ediyoruz. Arkadaşlarımızla, eşimizle dostumuzla muhabbet edemediğimiz, arayıp sormadığımız için zamandan şikayet ediyoruz. En garibi “kendime vakit ayıramıyorum” diyerek yine zamandan dert yanıyoruz.

Devamını Oku