Karabulut’un not defteri

Düşünce, İnternet

Kendi işini kurmak nedir? Seni bekleyenler neler?

Üniversiteden daha  yeni bu Haziran ayında mezun oldum. 2014 Şubat ayı ile birlikte sevgili ortağım Gülistan ile birlikte kendi işimizi kurduk. Üniversitemiz bünyesinde bulunan, Göller Bölgesi Teknokentinde güzel de bir ofisimiz oldu. Yani daha çiçeği burnunda girişimcileriz. Tüm bu süreçte yaşadığımız stresi, siniri, heyecanı, sevinci, üzüntüyü, karamsarlığı, motivasyonu, enerjiyi, olumsuzluğu, pozitifliği, acıyı, derdi, kederi, telaşı, koşturmacayı, zorlukları, paranın varlığını, parasızlığı, … Evet tüm bunları daha ileri bir zamanda daha iyi bir durum ve vaziyete gelip, konumlandığımız zaman ya da Allah göstermesin batsak dahi buradan sizlerle paylaşacağım. Farkettiniz mi ? Batsak dahi dedim. Evet sanırım girişimcilik bu. Bir söz vardır : Az hamileyim diye birşey olmaz. Ya hamilesindir, ya değilsindir. Girişimcilikte aynen öyle.. Ya girişimci olur kovalarsın ya da başka bir yoldan devam edersin. Girişimcilik hayata karşı; sınav kağıdına “risk budur” yazarak savaşmaya başlamaktır. Devamını Oku

Konuşma beceresi değil dinleme becerisi edinmek

“Söylenen sözün etkisi insanların nasıl konuştuklarından çok
nasıl dinlediklerine bağlıdır. ” (Ralph G. Nichols)

İnsan olmamız ve sosyal olmamızın da  gereği olarak, olmak istediğimiz insan olabilmek için, kendimizi donatmak ve geliştirmek için daima bir şeyler öğreniyoruz veya öğrenmeye çalışıyoruz. Konuşma becerisini geliştirme, daha iyi anlatma ve sunma becerisi de bunların başında geliyor. Daha iyi nasıl anlatırım, nasıl daha iyi sunarım, nasıl daha etkili konuşurum diye onlarca kitap okuyor hatta uygulamalar, pratikler yapıyoruz. Bu yazıda başka bir şeyden bahsedeceğim. Dinlemek. Dinleme kendi başına önemli bir konudur. Oldukça iyi işitebilen kulaklarımız var ancak bu kulakları dinleme dediğimiz şey için yeterince iyi kullanabiliyor muyuz ? Gerekli dinleme becerilerine sahip miyiz ?

Dinleme Berisi

Sürekli olarak insanların duyduklarını anlamaları, hatırlamaları ve bunları aktarmaları konusunda testler yapılıyor. İnsanların dinleme becelerileri gözden geçilerek istatistikler çıkarılıyor. Yapılan araştırmalara göre ortalama insan bir kişinin söylediklerini dinledikten hemen sonra ne kadar dikkatli dinlediğini düşünürse düşünsün, işittiklerinin sadece yüzde ellisini ( %50 ) hatırlamaktadır. Ve tabi daha uzun bir süre geçtiğinde (iki ay ) ise hatırlama oranımız %25 ‘e geriliyor. Burdan çıkan anlam bir şeyi öğrenir öğrenmez daha gün içinde yarısını unutuyoruz. İlginç olan ise ilk gün içinde unuttuğumuz oran daha sonraki iki ay sonrasında unuttuğumuz orandan fazladır.

Devamını Oku

Değer katmak ve anlamlı kılmak

zaman-anlam-degerİnsan biryerlerin, birilerinin ya da bir şeylerin kendine değer ve bilgi katmasını beklemek yerine önce kendisi bulunduğu çevreye ve kendi ortamına değer katmalıdır diye düşünüyorum. Özellikle küçük ve yeni büyükşehir olmuş şehirlerde öğrenci olan büyük bir çoğunlukta bu durumu gözlemleyebilirsiniz. “Üniversite bana bir şey katmıyor.” “Burada birşey öğrenemedim.” “Şehir şöyle kötü, böyle küçük, burada birşey yapılmaz.” vb.. bu bahanelerin ardı arkası gelmez. Bu cümleleri kuranlarda dikkat ettiğim bir özellik var. Ortak bir noktaları var. Bu arkadaşlarımız kendileri birşey yapmıyorlar. Birşeyler olması için ellerini taşın altına koymuyorlar. Bir şeylerin peşinde veya derdinde değiller. O yere, o sınıfa, o fakülteye, o… her neyse değer katma, orayı ve o topluluğu anlamlı kılma derdinde değiller. Yani tüm bu şikayetleri yapıyorlar ancak duruyorlar. Şikayetlerimizi sıralarken sanırım önce kendimizi bir sorgulamamız, tüm bu olan ve olmayanlardan şikayet ederken bir dakika durup “İyi ama bunların düzelmesi için ben ne yapıyorum ?” diye kendimize sormamız gerekiyor. Devamını Oku

Ekip Candır !

Ekip CandırBir ayı aşkın süredir yazmadıktan sonra ve blog yazarlığında dördüncü yılı da ( arşiv ) geride bırakmış olmanın verdiği mutlulukla bu başlığı attım. Bu yazıda  bir ekip ile çalışmaktan elde edilen tecrübelerden, heyecanlardan ve ekip çalışmasının gerekliliğinden bahsedeceğim. Birlikte başarmanın verdiği büyük hazdan ve sevinçten bahsedeceğim. Üniversitede hazırlık ile birlikte bu yıl beşinci ve son yıldayım. Üniversiteden önce yani lise yıllarında ekip olmak daha kolaydı. O yaşlarda birliktelik ve beraberlik daha doğal ve samimi oluyordu. Level atlayıp üniversiteye geldiğimde bunun daha zor olduğunu gördüm. Üniversitede ekip olmak daha zor, ortak bir çalışma yapmak ortak bir hedefe inanmak, bir farkındalığı oluşturmak ve birlikte hareket etmek… Ancak tüm bunları üniversite yıllarında yaptığınızda, yapabildiğinizde daha kıymetli oluyor.
Devamını Oku

Fil gibi düşünmek

Fil Gibi DüşünmekFil gibi düşünmek gibi bir deyim veya bir niteleme var mı bilmiyorum. Varsa ne anlama geliyor, ne için ne gibi durumlarda kullanılıyor onu da bilmiyorum. Havadan gelme, rüzgardan esme, yerden kalkma toz misali aklıma geldi, bende kendimce üzerine yazıyorum. Çay içerken düşünülesi, düşünülürken yazılası, yazılırken rahatlayası… Şimdi den söyleyeyim bu yazı karşılıklı iki bardak çay içimlik bir yazı olacaktır. Bu sayede ne kendimi ne de sizleri fazla bir beklentiye sokmak istemiyorum.

Ne diyorduk.. Fil gibi düşünmek.. Hemen herşeyi beynin bir bölümünde tutup günün her anı sınırsız bir döngüye atmışcasına kafa yormak, fikir üretmek ya da üretememek diyebilirim. Neden fil gibi düşünmek diye nitelediğimi hemen söylemeliyim. Burda ki benzetme düşünme şeklinin, sürekliliğin ve yoğunluğunun kısaca büyüklüğünün bir filin cüssesine yakıştırılmasıdır. Filin düşünmesi değildir mevzu. Devamını Oku