GirişimcilikÜniversiteden daha  yeni bu Haziran ayında mezun oldum. 2014 Şubat ayı ile birlikte sevgili ortağım Gülistan ile birlikte kendi işimizi kurduk. Üniversitemiz bünyesinde bulunan, Göller Bölgesi Teknokentinde güzel de bir ofisimiz oldu. Yani daha çiçeği burnunda girişimcileriz. Tüm bu süreçte yaşadığımız stresi, siniri, heyecanı, sevinci, üzüntüyü, karamsarlığı, motivasyonu, enerjiyi, olumsuzluğu, pozitifliği, acıyı, derdi, kederi, telaşı, koşturmacayı, zorlukları, paranın varlığını, parasızlığı, … Evet tüm bunları daha ileri bir zamanda daha iyi bir durum ve vaziyete gelip, konumlandığımız zaman ya da Allah göstermesin batsak dahi buradan sizlerle paylaşacağım. Farkettiniz mi ? Batsak dahi dedim. Evet sanırım girişimcilik bu. Bir söz vardır : Az hamileyim diye birşey olmaz. Ya hamilesindir, ya değilsindir. Girişimcilikte aynen öyle.. Ya girişimci olur kovalarsın ya da başka bir yoldan devam edersin. Girişimcilik hayata karşı; sınav kağıdına “risk budur” yazarak savaşmaya başlamaktır. Devamı →

Adwords Öğrenmek
SEM ( Search Engine Marketing / Arama Motoru Reklamcılığı )
denilince akla ilk gelen şey Google ‘ın reklam sistemi olan Adwords oluyor. Adwords ile reklam yayınlamayı, arama ağı reklamları, görüntülü reklamlar oluşturmayı öğrenmek için kurslara gitmeye, kitaplar almaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü parmaklarımızın ucunda milyarlarca datayı/bilgiyi oldukça hızlı şekilde karşımıza çıkaran bilgisayarlarımız daha doğrusu internet bağlantımız var. Bu yazının devamında internetten Adwords öğrenmek için işinizi görebilecek bağlantıları ve kanalları paylaşacağım. Devamı →

verimlilikBlog yazmayalı iki ay kadar olmuş. ( Bu yazıda sürekli olarak düşündüğümüz nasıl daha verimli olabilirim çabalarına dair çalışmalarımdan, araştırmalarımdan bahsedeceğim. Verimli olmak adına denemelerim sonucunda bulduğum, buluşturduğum, kullandığım yöntem ve araçları kronolojik olarak paylaşacağım ve anlatacağım. )

Bu süreçte bir yandan çalışırken bir yandan da şimdi ve öncesinde de her zaman aklımın bir köşesinde kendime dert edindiğim “Nasıl daha iyi ve verimli çalışabilirim? Bunun için ne yapabilirim?” sorularına cevaplar arıyordum. Birçok yöntem ve yazılımı denedim. Günlük ve haftalık işleri, yapılacakları, aranacak kişileri, okunacak kitapları, makaleleri vb. birçok unsuru unutmamak ve zihin yorgunluğundan kurtulmak adına denemelerim oldu. Bu denemeler içinde hem web tabanlı hem mobil uyumlu birçok To-Do List yazılımını deneyimledim. Devamı →

“Söylenen sözün etkisi insanların nasıl konuştuklarından çok
nasıl dinlediklerine bağlıdır. ” (Ralph G. Nichols)

İnsan olmamız ve sosyal olmamızın da  gereği olarak, olmak istediğimiz insan olabilmek için, kendimizi donatmak ve geliştirmek için daima bir şeyler öğreniyoruz veya öğrenmeye çalışıyoruz. Konuşma becerisini geliştirme, daha iyi anlatma ve sunma becerisi de bunların başında geliyor. Daha iyi nasıl anlatırım, nasıl daha iyi sunarım, nasıl daha etkili konuşurum diye onlarca kitap okuyor hatta uygulamalar, pratikler yapıyoruz. Bu yazıda başka bir şeyden bahsedeceğim. Dinlemek. Dinleme kendi başına önemli bir konudur. Oldukça iyi işitebilen kulaklarımız var ancak bu kulakları dinleme dediğimiz şey için yeterince iyi kullanabiliyor muyuz ? Gerekli dinleme becerilerine sahip miyiz ?

Dinleme Berisi

Sürekli olarak insanların duyduklarını anlamaları, hatırlamaları ve bunları aktarmaları konusunda testler yapılıyor. İnsanların dinleme becelerileri gözden geçilerek istatistikler çıkarılıyor. Yapılan araştırmalara göre ortalama insan bir kişinin söylediklerini dinledikten hemen sonra ne kadar dikkatli dinlediğini düşünürse düşünsün, işittiklerinin sadece yüzde ellisini ( %50 ) hatırlamaktadır. Ve tabi daha uzun bir süre geçtiğinde (iki ay ) ise hatırlama oranımız %25 ‘e geriliyor. Burdan çıkan anlam bir şeyi öğrenir öğrenmez daha gün içinde yarısını unutuyoruz. İlginç olan ise ilk gün içinde unuttuğumuz oran daha sonraki iki ay sonrasında unuttuğumuz orandan fazladır.

Devamı →

zaman-anlam-degerİnsan biryerlerin, birilerinin ya da bir şeylerin kendine değer ve bilgi katmasını beklemek yerine önce kendisi bulunduğu çevreye ve kendi ortamına değer katmalıdır diye düşünüyorum. Özellikle küçük ve yeni büyükşehir olmuş şehirlerde öğrenci olan büyük bir çoğunlukta bu durumu gözlemleyebilirsiniz. “Üniversite bana bir şey katmıyor.” “Burada birşey öğrenemedim.” “Şehir şöyle kötü, böyle küçük, burada birşey yapılmaz.” vb.. bu bahanelerin ardı arkası gelmez. Bu cümleleri kuranlarda dikkat ettiğim bir özellik var. Ortak bir noktaları var. Bu arkadaşlarımız kendileri birşey yapmıyorlar. Birşeyler olması için ellerini taşın altına koymuyorlar. Bir şeylerin peşinde veya derdinde değiller. O yere, o sınıfa, o fakülteye, o… her neyse değer katma, orayı ve o topluluğu anlamlı kılma derdinde değiller. Yani tüm bu şikayetleri yapıyorlar ancak duruyorlar. Şikayetlerimizi sıralarken sanırım önce kendimizi bir sorgulamamız, tüm bu olan ve olmayanlardan şikayet ederken bir dakika durup “İyi ama bunların düzelmesi için ben ne yapıyorum ?” diye kendimize sormamız gerekiyor. Devamı →

Ekip CandırBir ayı aşkın süredir yazmadıktan sonra ve blog yazarlığında dördüncü yılı da ( arşiv ) geride bırakmış olmanın verdiği mutlulukla bu başlığı attım. Bu yazıda  bir ekip ile çalışmaktan elde edilen tecrübelerden, heyecanlardan ve ekip çalışmasının gerekliliğinden bahsedeceğim. Birlikte başarmanın verdiği büyük hazdan ve sevinçten bahsedeceğim. Üniversitede hazırlık ile birlikte bu yıl beşinci ve son yıldayım. Üniversiteden önce yani lise yıllarında ekip olmak daha kolaydı. O yaşlarda birliktelik ve beraberlik daha doğal ve samimi oluyordu. Level atlayıp üniversiteye geldiğimde bunun daha zor olduğunu gördüm. Üniversitede ekip olmak daha zor, ortak bir çalışma yapmak ortak bir hedefe inanmak, bir farkındalığı oluşturmak ve birlikte hareket etmek… Ancak tüm bunları üniversite yıllarında yaptığınızda, yapabildiğinizde daha kıymetli oluyor.
Devamı →

Sayfalar:12345...44