Fikriyat

Uzun bir zamandır çevremi hem reel hem de sanal ortamlarda gözlemleyerek toplum olarak “tembellik, boşvermişlik” alışkanlıklarımızı düşünüyorum. Etrafımıza baktığımızda, çevremizdeki çalışan, çalışmayan, iş sahibi ya da değil hangi insanı gözlemlesek başlıkta yazdığım durumu görebiliyoruz. Tembel olmakla övünüyoruz. Biz bir asra yakın bir süre kendinden uzaklaştırılmış, ne oralı ne buralı, ne dayanağı bırakılmış, ne de dokunulmadık bir değeri kalmış bir milletiz. Korkutulmuş ve sindirilmiş, aşağılık kompleksine sokulmuş bir milletin, büyüklerinin “oğlum/kızım devlet işine gir, sigortan olsun, sabit paran olsun. Çok çalışmazsın rahat olursun. E mi evladım ?”  şeklinde öğüt vermesi de normaldir. Çünkü o kapı boş beleş yatma kapısıdır. Ürün geliştirme, araştırma geliştirme yapma kapısı değildir. Ana, babada bunu bilir. Bir de bu ana babanın geçmişte memleketinde çekmiş olduğu çile ve sıkıntılar vardır. Tüm bunlar; bu ve benzeri nasihatları doğurur. -Daha yazının başındayız. “İstisnalar kaideyi bozmaz.” diyerek devam ediyorum.- Devamını Oku

Bu Yazıyı Paylaşmak İsterseniz :
Fikriyat, İnternet

Dünyada bütün devletler için : Vatandaşlar devletin söylediğini yaptığı, istediği yönde durduğu ve ilerlediği sürece özgürdürler. Bu durum istisnai bazı ülkeler için geçerli olmayabilir. Ancak şu bir gerçek ki internet artık devletler, hükümetler için masum günlerinden çok uzak bir görüntü çiziyor. Otoriteler için büyüyen bir tehlike, yaşamsal bir döngüyü temsil ediyor.

Bu yazıyı yazdığım şu saatlerde ülkemizde bugün öğlen  (6 Nisan 2015) saatlerinde gerçekleşen Facebook, Twitter ve Youtube erişim engelini ayrıca Google’a da erişim engeline takılmaması için sunulan şartları tartışıyoruz. Giriş paragrafında kısaca açıkladığım devletlerin kendilerince sebeplerinden ötürü her gün bir başka ülkeden aynı veya farklı şekilde “internet yasakları” haberleri okuyoruz.

Tabii özeleştiri yapacak olursak “uluslararası haberleri” ne kadar okuyoruz ? Tartışma konusu olabilir. Devamını Oku

Bu Yazıyı Paylaşmak İsterseniz :
İnternet

App Maker adıyla birçok girişim duymaya başladık. Yurtdışı menşeili olup Türkiye pazarına giriş yapan, giriş yapmayı deneyen ve hazırlanan birçok girişim olduğunu da varsayabiliriz. Son yıllarda internet büyük bir hızla ve büyümeyle mobile platformlarda kullanılmaya başladı. Buraları özet geçersek… Netice itibariyle mobil uygulama ekosistemi oluştu. Hemen her şey, her amaç için birden fazla mobil uygulamalar geliştiriliyor. Girişimler, ofis vb. araçlar, sağlık uygulamaları, rehberler, eğitim uygulamaları, iş uygulamaları…

En nihayetinde kişiler, kurumlar ve internet siteleri de kendi mobil uygulamalarını yapmaya/yaptırmaya başladılar. Başa dönecek olursak App Maker dediğimiz çevrimiçi hizmet veren girişimler kod bilmeden, teknik altyapıya sahip olmadan kullanıcıların kendi amaçlarına uygun mobil uygulama geliştirmesine imkan veriyor.

Devamını Oku

Bu Yazıyı Paylaşmak İsterseniz :

Musul KütüphaneBizler “Oscar” takip ederken iki gün önce Musul ‘da 8000 adet el yazması kitabın bulunduğu kütüphane yakıldı. Sistematik bir kültür temizliğine devam edilen Orta Doğu ülkelerinde güya “İlk emri OKU olan İslam’ı” temsil ettiklerini söyleyen ne yaptığı, kim ya da kimlerin projesi olduğu belli olmayan terörist bir grup tarafından yakıldı.

IŞİD tarafından yakılan kütüphanede 19. YY ‘a ait eserler ve o dönemin gazete arşivleri bulunuyordu. Arap filozof İbn Rüşd ve dönemin filozof ve bilim adamlarına ait daha binlerce değerli eser yakıldı.

O kütüphanede Sibernetiğin ilk adımlarını atan, ilk robotu yapıp çalıştıran El Cezeri ‘nin çalışmaları ve eserleri yakıldı.

Dönemin Bilim Adamları tarafından astronomik çalışmalarda kullanılan antik Usturlap ve bir çok tarihi değere sahip antik bilimsel çalışma yok edildi. Bu kütüphanede aynı zamanda 19. YY Osmanlı arşivleri ve fotoğrafları da bulunuyordu. Yakıldı.

Kitap yakılacak bir şey olsaydı ilk emir “OKU” olur muydu ?

Bu Yazıyı Paylaşmak İsterseniz :
SEO Teknikleri

Organik aramanın tarihine bakmadan önce organik aramayı tanımlayalım. Organik arama; arama motorlarının arama sonuç sayfalarında (SERP) arama yapılan ifade ile ilgili genellikle alaka düzeyi en yüksek sonuçların listelenmesidir. Ancak arama motorlarının hemen hepsinde organik arama sonuçları ile arama motorlarına tıklama başına maliyet ile ücret karşılığı verilmiş reklamlar aynı anda yer alırlar. Tabii arama sonuçlarında reklamlar ve organik sonuçlar kolaylıkla ayırt edilebilmektedir.

İnternet sitelerinin kullanıcıları daha rahat erişimi için optimize edilmeye başlanması 1990 ‘ların ortalarına dayanıyor. Bu zamanlarda webmasterlar ilk kez yayınladıkları sayfalarını daha fazla kullanıcıya erişsin diyerek optimize etmeye başladı. Arama motorlarının internet sitelerini taramaları da bu tarihlere denk geliyor. 90 ‘ların ortalarında artık arama motorları sayfalardaki bağlantıları görmeye ve taramaya başladı. Bu zamanlarda artık arama motorları sayfaları önbelleklerine alıp, aynı zamanda internet sitelerini içeriklerinde geçen metinlere göre ilgili oldukları kategoriler şeklinde sınıflamaya başladı. 2000 ‘lere yaklaşıldığında ve 2000 ‘lerin başlarında arama motorları kullanıcılar arama yaptıklarında karşılaştırma ile sonuç döndürüyor, arama motoru sonuç sayfalarında internet sitelerini listeliyorlardı. Tıpkı bugün ki gibi, tek fark o zaman şimdi olduğu kadar akıllı değillerdi. Daha düz ve basit bir mantıkla arama sonuçları biz kullanıcılara getiriliyordu. Devamını Oku

Bu Yazıyı Paylaşmak İsterseniz :

E-Mail Aboneliği

Yeni yazılardan hemen haberdar olun.

O An.

Okunuyor

Gazâli - Hakikat Araştırması, Etkisi
(Dr. Sabri Orman)

30 sayfa okundu. 175 Sayfa. (17%)